


Obezite cerrahisi, kalıcı kilo kaybı ve obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde günümüzde en etkili yöntemlerden biridir. En sık uygulanan obezite ameliyatları arasında tüp mide (sleeve gastrektomi), gastrik bypass ve mini gastrik bypass yer alır. Bu yöntemlerin her biri farklı mekanizmalarla kilo kaybı sağlar; ancak tüp mide ameliyatı, son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de en çok tercih edilen obezite ameliyatı haline gelmiştir.
Tüp mide ameliyatında, midenin yaklaşık %75–80’lik kısmı cerrahi olarak çıkarılır ve mide ince, uzun bir tüp şekline dönüştürülür. Bu sayede mide hacmi küçülür, daha az yemekle tokluk hissi oluşur. Ayrıca iştah hormonu olarak bilinen ghrelin hormonunun büyük kısmı salgılanan mide bölgesi çıkarıldığı için iştah belirgin şekilde azalır.
Gastrik bypass ve mini gastrik bypass ameliyatlarında ise mide küçültmenin yanı sıra bağırsaklarda da yönlendirme yapılır. Bu durum kilo kaybını hızlandırsa da, vitamin ve mineral emilim bozuklukları, ömür boyu takviye ihtiyacı ve bazı hastalarda sindirim sistemi yan etkileri gibi dezavantajları beraberinde getirebilir.
Tüp mide ameliyatının avantajları bu noktada ön plana çıkar. Öncelikle bağırsaklara müdahale edilmez, sindirim sistemi doğal akışını büyük ölçüde korur. Vitamin ve mineral eksikliği riski bypass ameliyatlarına göre daha düşüktür. Ameliyat süresi daha kısadır, teknik olarak daha basittir ve komplikasyon oranları düşüktür. Ayrıca tüp mide sonrası hastalar günlük yaşamlarına daha hızlı dönebilir.
Sonuç olarak, tüp mide ameliyatı; etkili kilo kaybı, iştah kontrolü, daha az yan etki ve yüksek hasta memnuniyeti ile obezite cerrahisinde güvenilir ve güçlü bir seçenektir. Uygun ameliyat yöntemi ise mutlaka deneyimli bir obezite cerrahı tarafından, hastanın sağlık durumu değerlendirilerek belirlenmelidir.